Mutluluğu, Mutsuzluk ile Aramak

Mutluluğu arayıp durur insan. Birinde, teknolojide, alkolde, sigarada, uzar gider liste. 1bilsen, yaşamınızda doğru yere bakıyor olmanızı sorguluyor. Bir insan sadece kendi düşünceleri ile bir başka kişinin gökyüzünü nasıl karartabilir. Kim buna teşebbüs edebilir. Hayaller sonsuz, düşünceler özgür olmalıdır kastını yanlış anlayanların, keyfince istediğini oyuncak yapabilecekleri bir dönemde miyiz? Düşünceler bir başkasının kara bulutu olduğu vakit kalbiniz kararmıştır. Kalbinde karanlık bulunan bir kişinin aydınlığı görebilmesi ne kadar beklenebilir?


Televizyonu, haberleri, gündemi takip ederken vicdanı da rahatsız olmayan parmak kaldırsın desem herhalde kimse olmayacak kadar sayı az olacaktır. Peki neden üzüntüyle karışık vicdan sızlamasını da hissediyoruz. Herkesin üstüne pay çıkartması gereken durumların yaşandığı ve her gözümüzü yumduğumuzda, kaçırdığımızda bizlerin de bir parçası haline geldiğimizi bildiğimizden olabilir mi?


Peki insanlara neler oluyor sorusunu soruyor musunuz? Ne oldu da böyle değiştik. Suç oranları, tecavüz olayları say say bitmeyecek karanlık gündem başlıklarının her geçen gün artarak devam etmesi nedendir? Her gün onlarca şey oluyorken bir kaç gün kınama ile geçtikten sonra tüm her şeyi nasıl unutabiliyoruz? Peki, insanlık suçu olarak yaşanılan onca olayı bir çırpıda unutabiliyorken, kendi hayatımızda ebedi mutluluğu yaşayabilmemiz ne kadar mümkün?


Şu an ki işlenen suçların ortalamasına göre kahroluyorsak bundan seneler önce bu oranların kat kat fazla olduğu gerçeği ile yüzleşmek nasıl da bir acıdır. Teknolojinin ilerlemesi, her bireyin bir kanal haline gelmesi, kameralar, telefonlar her şeyin yaygınlaşması suçların gün yüzüne çıkmasını kolaylaştırıyor mu? Evet tam da bahsedilmek istenen buysa ve artık görmediğimizi bile görmeye başladıysak engel olmak yerine, sadece şahit olmayı mı tercih ediyoruz? Sözlük anlamıyla vicdan; yanlış ve doğrunun ne olduğunu bildiren duygu, içsel bir ses. Davranışlarımızın ahlaki olup olmadığı hakkında öznel şuur. Bu da bir sistem dahilinde uyararak, suçlayarak, kınayarak, yargılayarak ya da onaylayarak kendine özgü bir biçimde yaşam ve eylemlerimize etki etme durumu. Ruhsal bilgiye göre vicdan: ruhun öz malı olan bir yetenektir, kudrettir ve tekamül oranında gelişir. Peki 1bilsen vicdan; insanların kendilerini rahatlatmak için iç sızılarını örtbas etmek adına doğru olgunluk seviyesine ulaşana kadar çıkarttıkları bir nevi boyama olabilir mi? tüm her şey net ve açık bir şekilde ortadayken bunu muhakeme yapmak yerine, ne istiyorsa onu görmeyi, gerçeği saptırmayı kolaylaştıran bir uydurma/sığınma haline gelmiş midir? Bu sayede olgunluk ile gelecek her andan mutlu olabilme duygusunu ötekileştiriyor olabilir miyiz? Şunu ekleyeceğim gözümüzün önünde ölmekte olan biri var, yardım edebilme ihtimalimiz de mevcut fakat doğru bir şekilde kendini geliştirememiş bir birey(yani genel okumayı sevmeyen toplumumuz) hayatta kalma, kendini önemseme ve ölüm korkusundan dolayı insan karşısında ölen, ölebilme ihtimali olan veya o tarz kötü etkileri olabilecek durumlarda bir tekamül seviyesi sağlanmamışsa vicdan yani iç güdüleri, ben merkezci bir savunma mekanizmasını tetikleyecek ve bir oluş yerine ben oluşu ortaya çıkartacak mıdır? Sonuç olarak sızıyı dindirmek doğru yardımdan değil, kendini doğru şekilde olaydan sıyırmaktan geçebilir mi? Herkes kendisinin bir yaşam koçu olduğunun farkında mı? Her insan bir sanat ise kişi kendinin sanatçısı değil midir? Vicdanı kendi amellerimiz, sadece kendi doğrularımız için geliştirmiş ve bu yüzden de ebedi mutluluğu arar dururken, ondan uzaklaşıyor olabilir miyiz? Evet olabiliriz. Kendimizi egonun bir kırılımı olan ayrıyız, evrenden, kainattan, herkesten ayrıyım düşüncesine girip, tahammülümüzü, sabrımızı, iyiliğimizi kaybetmekte ilerliyoruz. Bir sebep, bir olay ya da bir kişi için kalbe sokulan nefret, sevgisizlik, öfke sonsuz mutluluğun varlığını gölgeleyerek ve yanıbaşında dolaşıp görmemize engel olabilir mi? Her gün, her yerde aranılan şey nedir? Neyin yolculuğundayım diye sorulduğunda, cevapsız kalan sorular, sevgisizlik istenileni görmeye engel midir? Peki bir el kaşığı ağzına götürmek yerine, uzatmayı denerse doğru sevgi başlangıcı olabilir mi? Peki ebedi mutluluğun sırrı neydi? 1bilsen..