Sevginin Güçlü Yolculuğu

1bilsen, sevginin gücünü, yaşamında kimin neden gittiğini, kime neden geldiğini, kime neler yaptığını ve mutluluğun için neleri görmezden geldiğini, nelerin içerisinde kendinin bile olabileceği hayretiyle yeniden yeniden doğru sevgiye sarılırsın.

Sesi İstediğin kadar aç kendi sesini bilmedikten sonra dışarıdan gelen ses düzeyini kontrol edebildiğin hiç bir şey senin söylemek istediğin yere, kişiye ulaşamayacak ve senin anlatmak istediğini asla yansıtmayacaktır. Dinlediğin şarkıların daha sesli, kulaklara zarar verircesine dinleme isteği duyurmak istediğin ve aslla duyamayacağını bildiğin kişiler için olabilir mi?

Örnekten yola cıkarak hareket edecek olursak; bir ilişki yaşadın ve ayrıldınız. Peşi sıra gelen süreçte slow, ihtiras, aldatmaca, gerçek dışı sevgi veya sevginin bedene, hayata yüklenip kendi bir oluşunu başarılı kılamadığı için belki de zamanında söylemek isteyip söylemediği, dile getirdiğini düşünüp, aslında baktığında hiç ifade edemediğini gördüğü sözlerle dolu şarkıları dinlerken sesini olabildiğince açma sebebimiz nedendir? Eğer bir sevgi, ikili varoluş bittiyse eksik kalanları şarkılarda arayıp, kendi duymak istediklerimiz yerine, duyurmak istediklerimizi dinlediğimiz için olabilir mi? Sevgi veya sevgisizlikten yola çıkarak bitmiş olan her olayda olduğu gibi bu sürecin kahramanları içinde bulunanlar değil midir? Peki ben çok seviyordum diyerek, suçu başka yerde aramak doğru mudur? İhanete uğradığını düşünüp, hayatında yaptığı bir anda bir çok flört durumlarını görmezden gelmek kişinin işine gelen sebeplerden biri midir? Aslında suçlayan taraf, suçlanan tarafa yönelttiği her cümleyi, kulaklarında çınlamasına sebep olacak bir hayat yaşantısına sahip olabilir mi?

Farzedelim ki bu tarz durumların yaşanmadığını, peki kişi kendi var oluşunu sağlayamadığı ve yalnız kalmaktan bu yüzden dolayı hoşnut olmadığını görmekten kaçtığı için, hayatına biri girdiğinde bu yalnızlığına giderici olarak bakıp, karşı tarafa sevgi hissediyorum diye düşünerek aslında kendi çıkarlarına yönelik duruş sergilediği ve karşı tarafın varlığından bir haber hareket ettiği gerçeği tartışılmalı mıdır?

Gidenin gitmesine sebep olan kişi eğer bir yanlışta bulunduysa bunu özür ile geçiştrebilmek mümkün müdür? Her insanın gün gün fakat farklı dozlarda ruh olgunluğunu oluşturabilmek için yaşadığı gerçeğini kabul etme, görebilme durumunun mümkün olduğunu biliyorsak, bu durumda kişinin tekrar hata yapmama olasılığı var mıdır? Peki aldatan kişi, affedilme ile karşılaştığında, bu yaşadığından ders çıkartabilme ve olgunluk basamağında bir nebze de olsa ileri gidebilmesi mümkün müdür? Yanlışı kabul etmek, kişinin kendisine öz değerine, öz saygısına, benliğine bir ihanet sayılmaz mı? Bir kişinin, bir kişiye ihanet ettiğinde oluşan duygu yoğunluğu ve ortada görünen o kabul edilemez durumu, kişinin kendine yapması nasıl sonuçlar doğurur? Kaybolan bir benlik yolculuğuna çıkılması, aldatan insana daha fazla değer ve bağlılık geliştirecek olup, kendine kendim demeyi unutturabilir mi? Kişi eğer öz değerlerini görmezden gelirse, bunu sağlayan kişiye bir süre sonra kölesi haline gelir mi? Bu yoldan çıkılacak süreçte en başında alınması gereken karar alınmaz ise yaraları daha derin sonuçlar doğurabilir mi?

Seven sevdiğinden yakına dursun, gidenin neden gittiğini ve gitmesine sebep olanlardan dolayı kişinin yüklendiği acıdan alması gereken tecrübeyi doğru sekilde alabilmesi mümkün müdür? Tüm gece alkol veya herhangi bir dış etkene maruz kalınıp dinlenilen şarkılarla geçen gecenin sonunda gideni/gidileni aramak, hep veya en çok yaşanılan şey, aslında dinlemek değil duyurmak istediğimiz sözlerle dolu şarkılara eşlik ettiğimizi görebilir miyiz? Kişi kendi başına olaylara bir anlam yükleyemediğinden dolayı, bir şarkıyı bile anlamlandırabilmek için birine ihtiyac duyuyorsa bu gerçek sevgi olarak adlandırılabilir mi? Kendi hayatında boşluğa düşmemek için tutunmaya çalıştığı ve kendince bir şekl, kılıfa büründürmeye uğraşan çabasını görmek bu kadar zor mudur?

Sevgi, birlik isteyen bir oluşumdur. Sevgi, sadece var olmayı başarmış iki bedene konabilir mi? Kendini tanımayan, ne yaptığından, neden yaptığından bir haber, hayatın rüzgarında savrula duran bir bedenin, bir olarak adlandırılıp, sevginin bir tarafını tamamlayabilmesi ne kadar mümkündür? İnsanlar önceclikle biri tamamlayıp, ikili bir sürecin içine girip yeniden bir olmayı başarabilmesi gerekli olan şart değil midir? Kendi mutluluğunu, karşındaki insanın gülücüğünde hatta ne yazık ki o rüzgarda nerede olduğunu bilmeden yaşayan kişilerin, bir üzüntüde, acıda bile arayabildiği bir gerçek iken doğru aşkı buldum demenin en basit yolu, karşındaki insanın hayat amacının, gayelerinin varoluşunu, bir olabilme durumunu süzmekten geçebilir mi? Yani kişi kendi mutluluğunu, karşındaki bir bireye yüklüyorsa, size kendi mutluluğu için neler yapabileceğini kestirebilmeniz güçtür. Bundan sebep ki mutluluk yaşanabilecek bir bireyin, öncelikle kendi yalnızlığıyla mutlu olmayı öğrenebilmiş kişi olması en üstün gereklerden biridir. Mutluluk, yanyana, her koşulda var olabilen bir şeyken, eğer birisi size seni gülerken görmekten mutlu oluyorum diyorsa bu durumun altında yatan gerçeği görmeye çalışmak gerekli midir? Bugun gülüşünle mutlu olan, yarın gözyaşına mutluluk yükleyebilir mi? Sonuç olarak şunu diyebilir miyiz; Mutlu olmak için bir neden arayan, bir gün sizin mutsuzluğunuza sebep olacaktır.

Bir kişinin sevgisine yönelik düşüncelerini oturtmak istiyorsanız, o kişiye küçük, maddi değeri yüksek olmayan hediyeler alabilrisiniz. Bu hediyeleri devamlı, yada sık sık görebileceğiniz bir yerde olacak şekilde seçmeniz, kişinin o hediyeye verdiği değer ile size gösterdiği, göstermek istediği sevgi ile eşdeğer olacaktır. Çünkü hediyeleri anlamlandıran nesnenin kendisi değil, onu alan kişidir. Alırken dikkat edilmesi gereken şey ise alanında bu nesneyi egolarını tatmin etmek yerine, aldığı kişinin bulunan nesneyi anlamlandıracağını düşünerek hareket etmesi gerekmektedir.

Hayatınızda karşılaştığınız şeylerin devamlı hale gelmesi, döngünüzden çıkamadığınızın göstergesidir. Doğru bir ilişki yaşayamıyorsanız, doğru ilişkilere uygun olmadığınızı bilmeniz gerekir. Bir ilişkide, bir olay ile karşı karşıya kaldığınızda bu olayı, hayatınızda birine yaşatıp yaşatmadığınızı görmeniz gerekir. Tecrübe edinmek, yaşadığını unutmamakla değil, yaşadığın duygulardan dolayı, yaşatmış olabileceklerini göz ardı etmeden, doğru vicdan muhakemesi içerisinde ve gerekirse kendini suçlu bularak, korkmadan değerlerini yeniden oluşturma sürecidir.

Sevgiyi, kendine değil varoluş için yaşatabildiğinde kişi, söze gerek kalmadan dokunuşuyla bile bunu hissettirebilecektir.

Sevgiyle yaşayın..